Yol Arkadaşım 2 Perde Arkası

Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak’ın başrolünü üstlendiği Yol Arkadaşım 2 filminde ise, Şeref ve Onur’un maceralarına kaldı


Yol Arkadaşım 2 Perde Arkası

Geçtiğimiz yıl vizyona giren ve yolları tesadüfen kesişen Yol Arkadaşım filminde Onur ve Şeref’in hikayesini izlemiştik. Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak’ın başrolünü üstlendiği Yol Arkadaşım 2 filminde ise, Şeref ve Onur’un maceralarına kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yol Arkadaşım 2 filminde bakalım neler olacak? Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak'la  siz değerli okurlarımız için buluştuk ve tüm merak edilenleri sizler için sorduk.

Sizlere Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükaktan ile baş başa bırakıyoruz. :)


Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Yol Arkadaşım 2’de neler izleyeceğiz?
İbrahim Büyükak: İlk filmi çok sevdiler sağ olsun seyircimiz ve çok ilgi gösterdi. 2. Filmde ondan çok daha komik, çok daha eğlenceli çok daha aksiyonlu, çok daha büyük bir film izleteceğiz. O yüzden gaza geldik hemen bir yıl sonra, hikayede de bir yıl geçerek bir hikaye yaptık. Seyircimizin de beğeneceğine inanıyoruz.
Oğuzhan Koç: İlk filmimiz biraz önermesiyle söylemesiyle hayallerin peşinden git diyen bir filmdi. Bu filmde ise hayallerin peşinden git ama, bu kadar kolay mı’yı? sorgulayan bir film. Eğlenceli enteresan maceralarla dolu bir turne hikayesi izleyeceğiz aslınsa.


Yol Arkadaşımın devamı gelecek sanırım?
Oğuzhan Koç: Oraya İbrahim bey bakıyor.
İbrahim Büyükak: İstiyoruz tabi. Seyircimiz bu ilgi alakayı gösterdiği sürece seve seve yaparız. Beraber iş yapmaktan çok keyif alan bir ekibiz biz. Oğuzhan’la zaten bir çok iş yaptık. Yönetmenimiz Bedran da keza öyle. O yüzden biz istiyoruz. Dediğimiz gibi ilk filmin üstüne çıkmaya çalıştık bu filmde. Çıktığımıza da gönülden inanıyoruz. Çok komik olduğuna ve eğleneceklerine de inanıyoruz. Seyircimiz böyle bir arzu gösterirse niye yapmayalım ki. Yapmak isteriz.


 

İnsanlara çok samimi geldi sizin filminiz. Özel hayatınızda da iyi bir arkadaş olmanızın etkisi var mıdır?
Oğuzhan Koç: Vardır mutlaka. Hiç tanımadığımız başka oyuncularla da yapabilirdik bu işi ama bence aramızda ki samimiyetin yaptığımız işlere de yansıdığını düşünüyoruz. O yüzden birlikte iş yapmaktan keyif alıyoruz. İnsanların bizim özel hayatımızda da yakın arkadaş olarak bilmesi ve sevmesi bunda önemli bir faktör.
İbrahim Büyükak: Kesinlikle. En önemli şey filmin insanlar üzerine bıraktığı duygu. İşin içine komedi de giriyor. Aşkta giriyor. Dostlukta giriyor. Sıcak cümlelerde giriyor. Hepsinin bir araya gelmesi. Zaten filmden çıktığınız zaman duyguyla çıkıyorsunuz. Adı da Yol Arkadaşım olduğu için en kuvvetli duygunun arkadaşlık duygusu olması gerektiğini düşünüyorduk. Bizimde Oğuzhan’la yakın arkadaş olmamızın çok büyük artısı olduğunu düşünüyorum. Hikaye de ki Şeref ve Onur karakterinin o dostluk enerjisinde çok iyi yansıdığını düşünüyorum.

Gişe kaygınız var mı?
İbrahim Büyükak: Gişe kaygısı tabii ki de yaşıyoruz. Tabii ki de filmimiz çok izlensin istiyoruz. Her sinemacı gibi. Her görsel ürün veren insan, daha çok insana ulaşmasını ister. Ama bunu bir kaygı kelimesi yerine merakla yaşıyoruz. Kaygılar korkular üzerine değil de merak üzerine. Her rakam her duygu ve düşünce hatta bize sosyal medyadan sokaktan gelen her düşünce bize aslında bu işle alakalı alacağımız yolu da belirliyor. O yüzden kaygıdan ziyade merak içerisindeyim. Çünkü biz filmin her aşamasında Oğuzhan’la bir başrol olmanın dışında filmin her aşamasına dair olduk. Montajdan müziğe kadar. Biz beraber yapıyoruz filmi. İlk filmde çok güldük çok eğlendik. Dedik biz bunu insanlarla paylaşalım. İnsanlarda bizimle aynı fikirde olunca kendi içimizde ki ürettiğimiz duyguyu seyircimize aynı şekilde aktarabiliyoruz. Bunun büyük bir mutluluğu oldu içimizde. Şimdi ise daha iyi daha eğlenceli bir film yaptık vaadinde çıkıyoruz. Bakalım bu duyguda seyircimize yansıyacak mı? Bunun merakı içerisindeyiz.
Oğuzhan Koç: Aslında her filmde bir fikir atıyoruz ortaya. Ve hep seyirciye şunu soruyoruz. Sizde bizimle aynı fikirde misiniz? Veya kaç kişi bizimle aynı fikirde. Yoksa gişesi falan, biraz daha biz yapımcının işi. Gişe ile kaygılanacak çok da bir durumumuz yok. Bizim şöyle bir isteğimiz olabilir. Keşke çok sevilse bir tane daha yapsak.
İbrahim Büyükak: Yakın zaman da televizyonda da yayınlandı. İyi bir reyting aldı. Her aşamasında çok sevildiğini ve beğenildiğini duymak bizim en büyük mutluluğumuz. Tabii ki de çok izlensin istiyoruz.

İlk filmde hayvan haklarına vurgu yapmıştınız. Bu filmde de benzerlerini görecek miyiz?
İbrahim Büyükak: Aslında bu filmde de hayvanlarla ilgili yine bir görselimiz var.
Oğuzhan Koç: Bu filmde daha ince yerlere yerleştirdik. Bazı sahnelerde otobüs durağında ki Bilbord’a bir mesaj koyduk. Çok daha küçük detaylar içerisine sakladık diyebiliriz mesajları.
İbrahim Büyükak: Aslı’nın oynadığı ilk filmde ki Bahar karakteri bir hayvan hakları savunusuydu. O yüzden filmin içerisine çok güzel bir duygu girdi hayvan haklarıyla alakalı. Bu filmde Oğuzhan’ın dediği gibi daha detaylara koyduk. Filmi yaparken, aaa şu mesajı da verelim duygusuyla yapmıyoruz aslında.
Oğuzhan Koç: Yani şunu demedik ‘İbo, hayvanları unuttuk ya çabuk içeriye yerleştirme yapalım’.
İbrahim Büyükak: İlk filmde hayalleri anlattık. Bu filmde de hayatları anlatıyoruz. Hayatın daha sert duygularını, sert yerlerini, dostluğu bulmanın ve o dostluğu sürdürebilmenin, hayallerinin peşinden gidebilmenin zorluklarını anlatıyoruz. Aslında bir internet dilini yakalıyoruz. Yeni kadın karakterimiz çilek (Ezgi Eyüboğlu). Çilekte aslında bir internet dünyasının, artık var olan sosyal medya dünyasının, insanın hayatında ne kadar etkin olabileceğini ve insanın hayatında neleri değiştirebileceğini görüyoruz. Ünlü, meşhur ve rezil olabilmenin de iki saniye içerisinde olabilen bir çağda yaşıyoruz. Çok anlık verilerle yaşıyoruz aslında. Bir görüntü her şeyi değiştirebiliyor hayatımızda. Bunları da anlatıyoruz filmin içerisinde. Biraz aslında gençliğe dair, günümüze dair. Tabii ki de filmin içerisinde mesajlarımız var. Filmlerimiz içerisinde o tip mesajlar hep olacaktır.


Yine ilk filmde Acun ve Eser seyirciye sürpriz olmuştu. Bu film de de var mı böyle sürprizler?
İbrahim Büyükak: Bu filmde de Dilberay konuğumuz oldu. Zaten şuan fragmanda ki sahnesiyle sosyal medya fenomeni oldu. Bu filmde Eser ve Acun yok. İlk filmde Acun abi böyle bir jest yapmıştı.
Oğuzhan Koç: Aslında o jestleri de hadi bir şey yapalım da Acun abi oynasın diye yapmadık. Zaten film gereği öyle bir advertorial sahnemiz vardı. Ve advertorial denilince herkesin aklına bir kişi geliyor. ‘Sevgili izleyenler’ deyince akla gelen isimlerden biri Acun Ilıcalıdır. Bizde gittik rica ettik oda yaptı. Ne bir ticari telaştı nede aman Acun abiyi filme katalım telaşıydı. Oda öyle bir niyette olduğumuzu bildiği için hemen geldi ve yaptı. Bu filmde öyle bir durum olmadı.
İbrahim Büyükak: Eser’in sahnesi de öyle oldu. O bizi Ayvalık’a ziyarete gelmişti. Sahne tasarlıyorduk. Eser’de orada duruyordu. Hazır gelmişken bir anı olsun dedik. Sadece filme profesyonel bir dünya olarak bakmıyoruz. Bunlar anı aynı zamanda. Oğuzhan benim en yakın arkadaşım ve birlikte 4-5 tane sinema filmimiz oldu. Aklımıza bir fikir geldi ve Eser’inde içine sindi. Yükseldik ve yaptık. Bu filmde de öyle bir durum olmadı. Hiçbir zaman aman şu ismi de filme koyalım diye bir şey gütmedik. Bu filmde de çok güzel konuk usta oyuncularımız var. Tamer Levent, Ülkü hanım, Dilberay, Kıvaç Baranaslan gibi oyuncularımız var. Çok kıymetliler var. 

 

Onur karakterinde imaj değişikliği olmuş. Onur ne yapacak filmde? Hayallerinin peşinden mi gidiyor?
Oğuzhan Koç: Aslında imaj değişikliği şu; zaten insanlar filmin ilk 10 dakikasını izleyince anlayacak.
İbrahim Büyükak: Filmden hiç haberi olmayanlar bile 2. Dakikasında, filmin ne anlattığını ve karakterlerini tanıyacak.
Oğuzhan Koç: Filmin başlangıcı şu, bu adamlar 1 yıldır birlikte ve Onur artık ilaç mümessilliği bırakmış. Müzisyenlik yapmaya karar vermiş ve şahane bir menajeri var. Ve adamı afişte ki fotoğraf haline sokmuş. Aslında burada başlıyor hikaye. Hatta saçlar çok daha uzun filmin içinde. Daha fazla bilgi vermeyeyim. Filmin sürprizi kaçmasın.
İbrahim Büyükak: Hikaye aslında Şeref karakterinin Onur’un hayatına dokunmasıyla başlıyor.
Oğuzhan Koç: Yoksa bana bu afişteki gömleği giydiremezsiniz.
İbrahim Büyükak: Biraz Şeref’in etkisinde kalan bir Onur var.


Onur ve Şeref’e benzer yanlarını yaşıyor musunuz özel hayatınızda?
Oğuzhan Koç: Özel hayatımda İbo bana böyle gömlekler giydiremez.
İbrahim Büyükak: Giyinmeyi çok sever Oğuzhan ve ben sürekli sorarım Oğuzhan’a bu olmuş mu şu olmuş diye. İyi duruyor mu? falan diye.
Oğuzhan Koç: Arada bir gelir İbo, ne güzel giyinmişsin falan derim. Duymaya alışkın olmadığı içinde övmeyin beni ya falan der.
İbrahim Büyükak: Oğuzhan’ın övmesi de güzeldir. Oğuzhan’dan duymak güzel oluyor. O güzel giyiniyor. Bizde her şeyi örtmek zorunda kalıyoruz. Aman memem gözükmesin, göbeğim gözükmesin üzerine yaşadığımız için. Ondan o lafları almak çok keyifli oluyor. Birbirimizden fikir alırız sürekli imajla ilgili hayatla ilgili.


Yol Arkadaşım filminde aslında dostluğu izliyoruz. Buradan gidecek olursak sizler Yol Arkadaşınızı ne kadar tanıyorsunuz?
İbrahim Büyükak: Çok iyi tanırız birbirimizi. Geçenlerde baya sağlam bir teste tabii tuttular bizi.
Küçük bir test daha yapalım o zaman.
İbrahim Büyükak: Tamam olur teste hazırız.

Oğuzhan Bey’in en sevdiği renk hangisi İbrahim bey?
İbrahim Büyükak: Oğuzhan’ın en sevdiği renk siyahtır herhalde.
Oğuzhan Koç: Evet doğru.


İbrahim Bey en son hangi kitabı okudu Oğuzhan Bey?
Oğuzhan Koç: Hemen söyleyeceğim.
İbrahim Büyükak: Hatta uçakta gördün hatırla. Hatta sen bende okudum o kitabı dedin.
Oğuzhan Koç: Suç ve Ceza
İbrahim Büyükak: Evet Dostoyevski okuyorum. Hatta uçak seyahatinde görmüştü bende üniversitedeyken okumuştum dedi. Bende 2. Defa okuyorum dedim. Başka bir hikaye vardı da kafamda onun için okuyorum.


Oğuzhan Bey’in en çok sevdiği yemek?
İbrahim Büyükak: Oğuzhan’ın en sevdiği yemek pizzadır.
Oğuzhan Koç: Evet kesinlikle pizza. Tam bir fast-food hastasıyım.


İbrahim bey’in en sevdiği müzik?
Oğuzhan Koç: Popu hepimiz dinler severiz ama İbrahim arabeski çok sever. Bende severim arabeski.
İbrahim Büyükak: Oğuzhan’ın sesini de çok severim hatta en çok slow söylesin diye isterim.


Yol arkadaşınızı gerçekten iyi tanıyormuşsunuz. Tebrik ediyorum sizleri.
Oğuzhan Koç: Biz konuyu kapattık ya. Birbirimizi çözmüşüz biz.

Son olarak insanlar Onur’un yaptığı gibi hayallerinden peşinden koşmalı mı?
Oğuzhan Koç: Koşmalı ama gerçekten ayakları yere basacak sebepleri varsa. Kendi adımıza söyleyelim bizde gittiğimiz söyleyişiler de falan hep söylüyoruz. Bizde o riskleri alarak buralara geldik. Bizi o televizyonda, afişte gördükleri güne kadar bir gerisi var ya. O gerisini kimse bilmiyor. O gerisi çok çileli. Onu bilmeliler. Hayallerin peşinden gitmek çok güzel. Başarırsan, muhteşem. Ama o karar verdiğin andan o afişe çıkana kadar veya istediğin işi yaptığın güne kadar çok çileli bir yokuş var. O yokuşa herkes hazırlıklı olsun. Bu arada hayali bankacılık olmak da olabilir insanların.
İbrahim Büyükak: Bunun kolay olmadığını bilmeli. Başarılı olmakta çok zor. Başarılı kalmakta çok zor. Bütün bunları denge içinde yürütmekte çok zor. Hele ki günümüz dünyasında. Az önce anlattığım gibi sosyal medya, sosyal dünya, internet dünyası hemen her şeyin yayında olması ve hemen her şeyi kontrol altında tutmak gerekli. Ama dediğim gibi hayallerin peşinden koşmak çok kolay bir şey değil. Hayalleri kurmak tabii ki de çok güzel. Hayal kurmak insana verilmiş en büyük nimetlerden biri bence. Çünkü çok iyi hissediyorsunuz kendinizi. Bir taraftan da realist olmak lazım. Ben bunu yapabilir miyim? Diye sormak lazım. Bunda benim yapabileceğim deyip, o emarelere bakmak lazım.  Aslında filmde de bunu diyoruz. İlk filmde hayallerin peşinden koş dedik. İkinci filmde de hayallerin peşinden koşmak o kadar kolay mı? sorusunu soruyoruz. Aslında filmde bir de hayallerine ulaşmak için yetenek sadece yeterli mi? Onu yönetebilmek. Ne kadar iyi yönetebildiğin. Ne kadar doğru sunabildiğin. Ne kadar doğru bir yerde örtüşebildiğin. Kendini ne kadar iyi anlatabildiğin. Sadece iyi güzel sesli olmak, yakışıklı olmak, sadece komik olmak yeterli değil. Onu yönetebileceğiniz de bir zekaya sahip olmanız lazım. Çevrenizi, mesleğinizi, işinizi, arkadaşlarınızı her şeyi yönetmeniz gerekiyor. Aslında film dediğim gibi bunu sorguluyor. Onur karakteri çok yetenekli bir karakterdi. Bunu gördük. Adam iyi sesli müzik yapabilen bir adamdı ama bunu doğru yönetmek kolay mı? Yada bunu doğru yönetip, insanlara kendini doğru ifade edebilmek kolay mı? İnsanlara o yeteneğini doğru aktarabilmek kolay mı? Filmin bir başka sorguladığı şeyde bu aslında.


Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Yol Arkadaşım 2 sinemalarda. Biletinial.com’dan biletlerinizi alabilirsiniz. Çok güleceksiniz çok eğleneceksiniz. 12 Ekim’de görüşmek üzere. Hepinizi sinemalara bekliyoruz. Yol Arkadaşım 2 Biletini almak için tıklayın!

Bu içeriğe tepkiniz?

Kalplere Boğuldum Kalplere Boğuldum
11
Kalplere Boğuldum
Gül Gül Öldüm Gül Gül Öldüm
8
Gül Gül Öldüm
Biraz Düşünceli Biraz Düşünceli
6
Biraz Düşünceli
Şok Oldum Şok Oldum
4
Şok Oldum
Sinirliyim Sinirliyim
0
Sinirliyim
Katılmadım Katılmadım
1
Katılmadım

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapınız.