Türk Sinemasının Oscar İle Geçmişi! 2

Türk Sinemasının Oscar'a gönderdiği filmleri sıraladık! 2


Türk Sinemasının Oscar  İle Geçmişi! 2

Oscar her ne kadar büyük bir başarı olsa da ne kadar adil bir seçim olduğu tartışmaya halen açık.

Türkiye Oscar için tam 22 film gönderdi ancak sadece bir tanesi aday olabildi,geriye kalan 21 tanesi ise aday adayı olarak kaldı. İşte o filmler!

1) Gönül Yarası (2005)

Yine bir Yavuz Turgul, Şener Şen ikilisinin yer aldığı projede bütün hayatını Anadolu’nun ücra köşelerinde öğrencilerine adamış, bunun için karısı ve çocuklarından bile vazgeçmiş bir öğretmen olan Nazım (Şener Şen) ve  Psikopat kocasından kaçıp, kızıyla birlikte İstanbul’a yerleşen ve bir pavyonda çalışan türkücü Dünya (Meltem Cumbul) ikilisinin öyküsüne odaklanılıyor.

2) Uzak (2002)

Nuri Bilge Ceylan'ın 40'dan fazla ödül alan filmi Uzak, taşradan şehre yeni umutlarla gelen Yusuf'un, akrabası kentli insan bunalımları yaşayan Mahmut'un yanına taşınması ve aralarında doğan sürtüşmeyi konu alır. Şehirli-taşralı çatışmasının anlatıldığı film, NBC'nin taşra üçlemesinin son filmidir. İlk iki filmde olduğu gibi Ceylan çekimleri kendi yağında kavrularak, ailesi ve yakın çevresinin yardımıyla gerçekleştirmiştir. Film Cannes Film Festival'inde Büyük Ödülü kazanmıştır.

3) 9 (2002)

Ümit Ünal'ın ilk filmi olan ve ilk dijital çekilen film, İstanbul'da bir mahallede kimsesiz bir kızın öldürülmesi üzerine yapılan sorguyu konu alır. Film İstanbul Film Festival'inde sansürlenmeye çalışılmış, yaşanan tepkiler ve üst kurulun incelemesi sonucunda sansürlenmemiştir.

4) Büyük Adam Küçük Aşk (2001)

Handan İpekçi'nin adını duyurduğu film. Bütün yakınlarını kaybeden küçük bir Kürt kızı olan Hejar'ın akrabası tarafından bir avukatın evine bırakılması, ancak bu evde kalan iki örgüt militanının, polisin baskını sonucu öldürülmesiyle Hejar'ın karşı daireye, cumhuriyet ilkelerine son derece bağlı emekli bir hakim olan Rıfat Bey'in evine kaçmasıyla başlar. Çok farklı bir etkileşimin söz konusu olduğu film, 2002 yılında Türkiye'de yasaklanmıştır. Yasağın kaldırılmasını takiben film tekrar vizyona girmiş (Yasak sağ olsun) daha fazla gişe yapmıştır. Ayrıca film Altın Portakal Film Festival'inde 5 dalda ödül kazanmıştır.

5) Kaç Para Kaç (1999)

Tomris Giritlioğlu'nun yönettiği film, ülke tarihimizin utanç verici olaylarından olan Varlık Vergisi'nin, Gayrimüslim vatandaşlara yüksek miktarda, zorunlu ödeme veya sürgün seçenekleri arasında sıkışıp kaldıkları zamana tekabül ediyor. Olaylar Varlık Vergisi'nin getirilmesinin az evvelinde gerçekleşiyor. Niğde'den geçinmek için gittikleri İstanbul'da tutunma mücadeleleri konu ediliyor.

Zafer Algöz, Derya Alabora, Güven Kıraç gibi isimlerin yer aldığı filmle beraber ilk kez bir kadın yönetmenin filmi Oscar Ödülleri'ne gönderilmiş oldu.

6) Salkım Hanımın Taneleri (1999)

Tomris Giritlioğlu'nun yönettiği film, ülke tarihimizin utanç verici olaylarından olan Varlık Vergisi'nin, Gayrimüslim vatandaşlara yüksek miktarda, zorunlu ödeme veya sürgün seçenekleri arasında sıkışıp kaldıkları zamana tekabül ediyor. Olaylar Varlık Vergisi'nin getirilmesinin az evvelinde gerçekleşiyor. Niğde'den geçinmek için gittikleri İstanbul'da tutunma mücadeleleri konu ediliyor.

Zafer Algöz, Derya Alabora, Güven Kıraç gibi isimlerin yer aldığı filmle beraber ilk kez bir kadın yönetmenin filmi Oscar Ödülleri'ne gönderilmiş oldu.

7) Eşkiya (1996)

Başrollerini Şener Şen ve Uğur Yücel'in paylaştığı, Yavuz Turgul'un yönetmenliğinde gerçekleşen filmde 35 yıl önce bir grup eşkıya jandarmalar tarafından Cudi dağlarında yakalanmıştır. Hepsi farklı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmiş, sadece biri, Baran hayatta kalmıştır. Baran (Şener Şen) hapisten çıkar çıkmaz köyüne döner. Döndüğünde karşılaştığı manzara karşısında yıkılır. Yaşadığı yer baraj suları altında kalmıştır. Şimdi kaybolan geçmişini bulmak zorunda ve yeni öğrendiği, kendisine yapılmış ihanet nedeniyle, İstanbul yollarına düşer.

Film 80'li yıllardan itibaren seyirci sayısında ciddi bir düşüş yaşayan Türk sinemasını tekrar ayağa kaldırmıştır. Türk sinema tarihi için bir dönüm noktası niteliğindedir. Şener Şen Oscar töreninden önce şu sözleri söylemiştir. ''Bu filmde insanımızı, kendi öz kişiliğimizi beyazperdeye aktarmaya çalıştık. Bizi anlatarak, evrenselliğe ulaşım yolunu bulacağımızı sanıyoruz.''

8) Manisa Tarzanı (1994) 

1924 yılında Manisa'ya ilginç biri gelir. Göğsünde İstiklal Madalyası olan bu adam, Harap olmuş bu şehirde ölü doğayı yeniden canlandırma amacını taşır.

Aynı zamanda ilk çevreci Türk filmi olan yapımın Yönetmeni Orhan Oğuz'dur.

9) Mavi Sürgün (1993)

 

Halikarnas Balıkçısı'nın aynı adlı otobiyografik eserininden beyaz perde uyarlanan filmde, Osmanlı'nın son yıllarında tam bir aristokrat olarak yetişen, yüzyılın en büyük dönüşümlerinin biri önünde kendi bireysel öyküsünü yaşayan, annesine olan aşırı sevgisi ile babasına olan inanılmaz nefreti arasında parçalanmış ve sonunda "baba katili" olmaya dek gitmiş olan Cevat Şakir'in, sürgün edildiği Bodrum'da geçirdiği ilk yıllarının öyküsüne odaklanılıyor. Cevat Şakir Birinci Dünya Savaş'ında asker kaçaklarının yargılanmadan kurşuna dizilmelerini konu alan yazısı yüzünden İstiklal Mahkeme'sinde yargılanır ve Bodrum'a sürgüne yollanır ve orada Ege'yi keşfeder.

Filmin yönetmen koltuğunda Erdem Kıral bulunmaktadır.

10) Piano Piano Bacaksız (1990)

Yine Tunç Başaran imzalı filmde başrolde Kemal adında küçük bir çocuk vardır. 1940'ların İstanbul'unda eski bir konakta fakir ama sevgi dolu insanların hikayesini anlatır Kemal. Peki böyle bir dünya mümkün müdür? Parasız ama sevgi ve saygı dolu bir dünya?

Film 1991 yılında İstanbul Film Festivali “ En İyi Yönetmen ” ödülünü kazanmıştır.

11) Uçurtmayı Vurmasınlar (1989) 

Yönetmenliğini Tunç Başaranın yaptığı filmin çekimlerinin tamamı Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde gerçekleşti. Filmde beş yaşındaki bir çocuğun gözünden kadınlar hapishanesini görüyoruz. Dünyayı soğuk duvarların arasında algılamaya çalışan bir masumluğun hikayesi anlatılıyor.

12) Susuz Yaz (1963) 

Susuzluk ve kadınsızlık... Metin Erksan'ın yönettiği, Hülya Koçyiğit'in ilk kez bir sinema filminde rol aldığı yapımda, Osman (Erol Taş) arazisinde çıkan suyu tarlasında kullanmak üzere el koymak ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan'ın (Ulvi Doğan) karısı Bahar'a da (Hülya Koçyiğit) göz koyar. Film aynı zamanda Berlin'de Altın Ayı Ödülü'nü kazanmıştır.


Bu içeriğe tepkiniz?

Kalplere Boğuldum Kalplere Boğuldum
0
Kalplere Boğuldum
Gül Gül Öldüm Gül Gül Öldüm
0
Gül Gül Öldüm
Biraz Düşünceli Biraz Düşünceli
0
Biraz Düşünceli
Şok Oldum Şok Oldum
0
Şok Oldum
Sinirliyim Sinirliyim
0
Sinirliyim
Katılmadım Katılmadım
0
Katılmadım

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapınız.