Filmlerini Ağzımız Açık İzlediğimiz Christopher Nolan'ın Favorisi Olan 10 Film

Biz onun filmlerini ağzımız açık izliyoruz peki ya onun favorileri hangi filmler hiç merak ettiniz mi?


Filmlerini Ağzımız Açık İzlediğimiz Christopher Nolan'ın Favorisi Olan 10 Film

2000 yılında vizyona giren Akıl Defteri filmiyle tüm dikkatleri üzerine çeken Christopher Nolan, o zamandan beri sinemaya kaliteli yapımlar kazandırmaya devam ediyor. Her filmiyle çıtayı daha bir yukarı taşıyan bu sinema dehasının hayranları da onun en sevdiği, ilham aldığı filmleri merak etmekten kendini alamıyor. Nolan ise hayranlarını fazla merakta bırakmadan 10 favori filmini belirlemiş. İşte o 10 filmlik liste karşınızda. 

 

1. Kiralık Katiller / The Hit (1984) IMDb: 7.1
Yönetmen: Stephen Frears

Konu: Başrollerini John Hurt, Tim Roth ve Terence Stamp'ın paylaştıkları bu 1984 tarihli suç draması, iki arkadaşın 10 yıl önce karıştıkları bir banka soygununu ihbar ederek İspanya'ya kaçan muhbir arkadaşlarını yakalayıp intikam alma planları üzerine kurulu.

2. 12 Kızgın Adam / 12 Angry Men (1957) IMDb: 8.9
Yönetmen: Sidney Lumet

Konu: Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis 'suçsuz' hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin 'suçlu' kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

3. İnce Kırmızı Hat / The Thin Red Line (1998) IMDb: 7.6
Yönetmen: Terrence Malick

Konu: İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal da savaşan bir grup Amerikalı erkeğin değişmelerinin, acı çekmelerinin ve kendileriyle ilgili önemli keşifler yapmalarının öyküsü. 

Film Pasifik adalarında Japonların ilerlemelerini durduracak olan, savaşta anahtar görevi görmüş çatışmalardan birini arkaplanına almış. Ama öykü, bunun ötesinde, hayatta kalmak için savaşan, korkunç stres altındaki insanların aralarında gelişen güçlü bağların arasında dolaşıyor.

4. Dr. Mabuse'nin Vasiyeti / Das Testament des Dr. Mabuse (1933) IMDb: 7.9
Yönetmen:
Fritz Lang

Konu: Berlin Polis Müfettişi Lohmann, bir soygun ve bir cinayet üzerinden bir soruşturmaya başlamıştır. Karşısında tehlikeli ve kamu düşmanı bir "suç imparatorluğu" vardır. Soruşturma ilerledikçe imparatorluğun başındaki ismin Doktor Mabuse ile bir ilişiği olduğu kesinleşir. Fakat Doktor Mabuse bilinene göre kaldığı akıl hastanesinde ölmüştür. Fakat göz ardı edilen şey arkasında bıraktığı bir "vasiyet"tir. 

5. Kötü Zamanlama / Bad Timing (1980) IMDb: 7.1
Yönetmen:
Nicolas Roeg

Konu: Viena’da Amerikalı, genç bir kadın, aşırı dozda ilaç alarak intihar girişiminde bulunur. Kadın hastahanede tedavi altına alınır. Bu sırada bir polis memuru hastanın sevgilisinde bir şeylerin doğru gitmediğinden şüphelenerek, genç kadının Amerikalı profesör sevgilisinin geçmişini araştırmaya başlar ve biz filmdeki geri dönüşler vesilesiyle kadının intihara kadar uzanan olaylar zincirine tanık oluruz; alkol problemi, profesörle olan fırtınalı ve tutkulu cinsel yaşamı, birtakım korkuları ve Çek asıllı kocasından yabancılaşmaya başlama süreci...

6. Mutlu Noeller Bay Lawrence / Merry Christmas Mr. Lawrence (1983)  IMDb: 7.3
Yönetmen:
Nagisa Oshima

Konu: II. Dünya Savaşı sırasında bir Japon esir kampında geçen film, Japon subaylarla İngiliz esirler arasında yaşanan gerilim dolu günleri anlatıyor. Savaş karşıtı olduğu kadar insan ve toplum psikolojisinin derinlerine inen filmin kadrosunda David Bowie ve Takeshi Kitano gibi iki efsane yer alıyor.

7. For All Mankind (1989) IMDb: 8.2
Yönetmen:
Al Reinert

Konu: Tarihi bir belgeselden çok aya gitmenin nasıl bir deneyim olduğunu hissettiren bu etkileyici film, yüzlerce saatlik arşiv görüntüleri ve astronotlarla yapılan 80 saatlik görüşmeler sonucu ortaya çıkmış. 1960 ve 1970lerde uzaya giden Apollolardan çekilmiş NASA görüntüleri nefes kesici güzellikte.

Astronotlar tarafından 16 mm filme kaydedilen görüntülerden yararlanan filmin yapımı 10 yıl sürmüş. Röportajlar, ses efektleri ve Brian Eno’nun bestelediği müziği bir araya getiren filmde “bir süre sonra kimin konuştuğunun önemi kalmıyor çünkü kolektif bir kahramanın hikayesi bu.

8. Hayatın Özü / Koyaanisqatsi (1982) IMDb: 8.3
Yönetmen:
Godfrey Reggio

Konu: Phillip Glass’ın unutulmaz müzikleriyle belleklere çakılan Koyaanisqatsi, görüntülere dair bir festivali çağrıştırıyor. 1983 yılı itibariyle devrim niteliğinde olan film hayatın imgesel dengesine(ve dengesizliğine) yakılan bir ağıt niteliğinde. Görüntüden görüntüye geçerek, sonunda tüm görüntülerin tek bir görüntünün yansımasından ibaret olduğunu ispatlamaya çalışan film, tabiat bilimleriyle ve sosyal-antropolojiyle bağlarını sıkılaştırıyor.

9. Ölüm Raporu / Mr. Arkadin (1955)  IMDb: 7.4
Yönetmen:
Orson Welles

Konu: Amerikalı bir kaçakçı olan Guy Van Stratten, çıktığı İtalyan hapishanesinden bir servetle dönme şansını elde etmek üzeredir. Ölümüne tanık olduğu Bracco isimli bir adam son sözlerinde Gregory Arkadin isimli birinin servetinden bahsetmiştir. Elindeki bu sınırlı miktardaki bilgiyle yola çıkan Stratten, bir şekilde Arkadin'e ulaşmaya başarır. Arkadin, amnezik problemleri olduğunu ve bu yüzden 1927 yılından önce yaşadıklarını hatırlayamadığını söyler ve Stratten'i kendi geçmişini araştırması için görevlendirir. Guy, birçok ülkede onlarca karakterle tanıştığı bu yolculuğun sonunda neyle karşılaşacaktır?

10. Hırs / Greed (1924)  IMDb: 7.9

Yönetmen: Erich Von Stroheim

Konu: San Francisco'da yaşayan bir diş hekimi olan John McTeague, en yakın arkadaşı Marcus'un kız arkadaşı olan Trina ile tanışır ve ikisi evlenirler. Nikah törenlerinden kısa bir süre sonra Trina 5.000 dolar tutarında piyangoyu kazandığını öğrenir. Bunu öğrenen Marcus kıskançlık refleksiyle John'un lisansız bir şekilde dişçilik yaptığını ihbar eder. Böylece John ve Trina çifti maddi anlamda oldukça zor zamanlar yaşamaya başlarlar. Yoksulluk içinde olmalarına rağmen Trina kazandığı paraların tek bir kuruşunu dahi harcamamaya kararlıdır. John ise zamanla alkol batağına saplanır. Yaşadıkları bu zorluklar her birini trajik bir sona sürükleyecektir.


Bu içeriğe tepkiniz?

Kalplere Boğuldum Kalplere Boğuldum
2
Kalplere Boğuldum
Gül Gül Öldüm Gül Gül Öldüm
1
Gül Gül Öldüm
Biraz Düşünceli Biraz Düşünceli
0
Biraz Düşünceli
Şok Oldum Şok Oldum
2
Şok Oldum
Sinirliyim Sinirliyim
2
Sinirliyim
Katılmadım Katılmadım
2
Katılmadım

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapınız.