Animasyonlara Bir De Böyle Bakın! | Çok Sevdiğiniz Animasyonlar Tam Olarak Ne Anlatıyor?

O severek izlediğiniz filmlerin altında yatan gerçek anlamları hiç fark etmiş miydiniz?


Animasyonlara Bir De Böyle Bakın! | Çok Sevdiğiniz Animasyonlar Tam Olarak Ne Anlatıyor?

Severek izlediğiniz animasyonların altında yatan gerçek anlamları ne kadar iyi anladınız? Disney’in o çok ama çok sevdiğiniz, “çocuğuma izleteceğim filmlerden biri” dediğiniz animasyonların bilinç altımıza yüklediği o önemli mesajların içeriğine gelin birlikte bakalım. Belki bilirsek ona göre yaşar ve dünyayı daha güzel bir yer yapabiliriz hep beraber.

“Herkes birbirinden farklıdır ve herkes ötekilerin farklılıklarına saygı göstermelidir.”

Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo) filminde babasının Nemo’yu  bulmasına yardım eden Dori’nin kayıplara karıştığı Kayıp Balık Dori (Finding Dory) filminde diğer balıklardan biraz daha farklı bir Dori görüyoruz. Dori’nin farkı yalnız unutkan olması değil, aynı zamanda da fazlasıyla çocuksu bir tarafının bulunması. Ancak Dori’nin bu “farklılığına” rağmen (ki burada farklılık ile “özel” kelimesi benzer anlamlarda kullanılıyor) günün sonunda hayatta kalmayı başarması, bu farklılıkların “yetersizlik” anlamına gelmediği ve farklı olanlara karşı saygı göstermemiz onlara farklı muamele etmememiz gerektiğini gösteriyor.

“Duygularından korkma!”

Inside Out filminin duygular üzerine olduğunu söylemek pek de zor değil, film zaten bize Riley’nin duygusal dünyasını ve duygusal değişimlerinin gündelik hayatına etkilerini anlatıyordu. Ancak bunun da ötesinde Inside Out filmi duygulardan korkulmaması, her ne kadar yorucu olsa da duygularla yüzleşmek gerektiği vurgusunu yapıyor. Filmin başlarında üzüntünün sürekli görmezden gelinmesi, bir kenara itilmesi sonucunda hayatındaki ilk büyük değişiklikle birlikte Riley çöküşe geçiyor, mutluluk ve üzüntü arasındaki rekabet bitene kadar yani duygularla yüzleşilene dek de sürüyor.

“Kalıpları bir kenara bırak ve kendin ol.”

Tüm animasyonlar bir yana, Cesur (Brave) bir yanadır benim için. İskoçya gibi geleneklerine oldukça bağlı (hatta Uzak Doğu kültürü ve bizim kültürümüzden bile daha muhafazakarlar söz konusu gelenek olduğunda) bir memlekette, hele mitolojik bazı inanışların sürdüğü dönemde bu kalıpları yıkıp geçmek azim ve yüreklilik ister, cesaret ister. Merida ile annesi arasındaki rekabet yalnızca bir otorite meselesi değil, kabullenme ve kendin olma meselesi. Tek taraflı da değil, Merida’nın da annesinin de kendisi gibi olması ve birbirlerini böyle kabul etmeleri gerekiyor, aksi halde kavga edip birbirlerini ayıya dönüştürüyorlar vs.

“Hayallerini gerçekleştirmek için asla geç değil.”

Yalnız animasyon değil,  sinema tarihinin de en başarılı açılış sekansına sahip Yukarı (Up) filmi. Hayallerinin peşinden koşmaya başlayan bir çiftin hayallerine ulaşamadan sona gelmesiyle başlayan bir hikaye esasen. Karısını kaybeden Carl artık yolun sonuna geldiğini düşünürken karşısına çıkan küçük sinir bozucu bir çocukla birlikte hayallerini gerçekleştirmek üzere bir maceraya atıyor. Ve o yaşına, hevesinin artık tükenmiş olmasına karşın hayallerine kavuşmayı başarıyor ve çıktığı bu maceranın tüm zorluklara değdiğini hissediyor. O yaşına rağmen imkansız gibi görünen hayallerini gerçekleştirebiliyorsa biz neden gerçekleştiremeyelim ki, neyi bekliyoruz?

 “Gezegenimizden biz sorumluyuz.”

WALL-E filmini izleyip de favori animasyonları listesine koymayan tek bir kişi bile görmedim ben bugüne dek. Her ne kadar izleyenleri duygulandıran, duygu dünyalarını sarsan bir film de olsa aslında dünyamızın gelecekte ne hale gelebileceğini gösteren ibretlik bir hikaye.Gezegenimizi korumamız, ona iyi bakmamız gerektiğini hatırlatan film aksi halde doğal kaynaklarımızın tükeneceği ve dünyamızdaki hayatın sona ereceğini yüreğimize dokunarak anlatıyor.

“Yapabileceğine inanmasalar bile hayallerinin peşinden koşmayı asla bırakma.”

Mutfağa giren bir farenin hikayesi ilk bakışta ne denli saçma, rahatsız edici, değil mi? Ratatouille aslında mutfağa giren bir farenin hikayesinden daha fazlası değil. Ancak sanılanın, bilinenin, tahmin edilenin aksine başarı dolu bir hikaye bu, insanlar yapamasa da , o fare o mutfağa “yakışmadığını” düşünse ve bu işi yapabileceğine zerre “inanılmasa” da bir şekilde başarıyor küçük fare Remy. Linguini bile inanmazken hayallerinin peşinden koşmayı asla bırakmıyor ve günün sonunda gerçekleştiriyor da.

“Sana inanları asla unutma.”

Arabalar (Cars) filmi birçokları için yalnızca neşeli bir çocuk animasyonu olarak görülebilir belki. Ancak bundan çok daha öte, takım oyununa, birlikte olmanın önemine dikkat çeken bir hikayesi var Arabalar’ın. Şimşek McQueen’in geldiği yeri unutmamasının, yeni dostlarını arkada bırakmamasının hikayesi aslında bu film. Zaten Doc Hudson da onu dostluğun, centilmenliğin önemini anlaması için tutuyor kasabada. Galibiyeti bencil olmanın, hırsın değil tanımanın, bilmenin ve saymanın getirdiğini gösteriyor. Kendine inanları asla unutmamak gerektiğini.

“Bizi biz yapan şeyleri saklarsak asla biz olamayız.”

Hatırlayın nasıl başlıyordu animasyon dünyasının efsanevi filmleri arasında üst sıralarda yer alan İnanılmaz Aile (The Incredibles). Bay İnanılmaz süper kahraman olduğu günleri geride bırakmıştı, eşi ise kendini evine ve çocuklarına adamıştı. Sıradan, mutsuz bir hayatları vardı. Neden peki? Süper oldukları için değil elbette! Kendilerini gizledikleri, kendi gibi olmak yerine insanların kabul edecekleri gibi olmaya çalıştıklarından dolayı. Ne zaman ki süper güçleri olduğunu ve bu gerçeği reddetmek yerine bunu kabul edip ona göre yaşamak zorunda olduklarını anladırlar, işte o zaman mutlulukla tanıştılar. Çünkü bizi biz yapan şeyleri saklarsak asla biz olamayız.

“Herkes hata yapıp kendi inandığı yoldan gidebilir.”

Nemo’nun sorunu neydi? Elbette babasının lafını dinlememesi. Sonunda ne oldu peki? Kaybolup gitti. Ama Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo) babasının sözünü dinlemeyen bir çocuğun yaşadığı sıkıntıları, babaların (büyüklerin) her daim haklı olduğunu anlatan bir film değil esasen. Nemo’nun bir hata yapması ancak bu hatadan kendi kendine bir ders çıkardığı, kendi doğrularını kendisinin öğrendiği, kendi yolundan gitti, merakını dindirdi diye asla ama asla suçlu sayılamayacağı vurgusunu yapan bir hikaye. Nemo’nun söz dinlememesini asla yanlış olarak nitelendirmeyen, yalnızca “doğru bir hata” olarak kabul eden oldukça olgun bir film. Hata ile yanlış arasındaki bu farkı göz ardı ederseniz çok yanlış anlarsınız filmi, çok.

“Zaman geçip gitse de gerçek dostluk asla sona ermez.”

Biz odayı terk ettiğimiz andan itibaren kendi hayatlarını yaşamaya başlayan oyuncakların hikayesini anlatan Oyuncak Hikayesi (Toy Story), oyuncakların da insanlar gibi duygular yaşayabildiğini, kıskanabildiğini, sevebildiğini ya da evini özleyebildiğini gösteriyor. Oyuncakların da aynı insanlar gibi ilgiye ve sevgiye muhtaç olduğu gerçeğini gözler önüne seren hikaye aynı zamanda da gerçek dostluğun sonsuza kadar sürdüğünü, zaman geçse ve istekler, beklentiler değişse dahi arkadaşlığın ilelebet sürdüğünü bizlere neşeli bir dille aktarıyor.


Bu içeriğe tepkiniz?

Kalplere Boğuldum Kalplere Boğuldum
0
Kalplere Boğuldum
Gül Gül Öldüm Gül Gül Öldüm
1
Gül Gül Öldüm
Biraz Düşünceli Biraz Düşünceli
0
Biraz Düşünceli
Şok Oldum Şok Oldum
0
Şok Oldum
Sinirliyim Sinirliyim
0
Sinirliyim
Katılmadım Katılmadım
1
Katılmadım

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapınız.