Aman Kaçırmayın! Bir Agatha Christie Polisiyesi: Doğu Ekspresinde Cinayet

Agatha Christie'nin ünlü romanı Doğu Ekspresinde Cinayet yeniden beyazperdede!


Aman Kaçırmayın! Bir Agatha Christie Polisiyesi: Doğu Ekspresinde Cinayet

Ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin en az kendi kadar ünlü karakteri Hercule Poirot’un başrolde olduğu Murder on the Orient Express / Doğu Ekspresinde Cinayet filmi vizyonlardaki yerini aldı!

Konusu

Murder on the Orient Express / Doğu Ekspresinde Cinayet filmi, ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot’un çözdüğü sayısız vakalardan yalnızca bir kaçı. Bu hikaye ise bir trene sıkışıp kalmış ve hepsi de birbirinden üstün (statü olarak) yolcuların sanık konumunda olduğu bir cinayeti anlatıyor. Şüpheli olması için hiçbir gerekçesi olmayan bu yolcuların hangisinin gerçek katil olduğunu ise dedektif Hercule Poirot çözmeye çalışıyor.

 

Şov başlasın!

Robert Downey Jr.’ın başrolde olduğu Sherlock serisini hatırlayanlar iyi bilirler, polisiyeye şovla başlamak bir gelenek olmuştur artık. Parçaları bir araya getirmede üstün bir yeteneğe sahip olan dedektiflerimiz bizlere unutamayacağımız bir şov sunarlar ki yeteneklerini küçümsemeyelim ve olaylara –bizlerin alışık olduğunun aksine– farklı açılardan, onlarla bakabilelim diye bizlere nasıl da “farklı” düşündüklerini gösterirler. Burada da Hercule Poirot’u bir şovun ortasında görüyoruz filmin başında.

 

Çözülemeyen bilmece

Bu küçük şovda bir İmam, bir Haham ve bir Rahip üstleniyor başrolleri, aynı fıkrada olduğu gibi. Hristiyanlara ait bir kutsal emanetin çalınmasından, emanetle aynı odayı paylaşan bu üç din adamı sorumlu tutuluyor. Acaba biri mi çalmıştı kutsal emaneti? Yoksa hepsi mi suçlu? Odada bulunan üç kişiden üçünün de suçsuz olma ihtimali var mı? Bütün bu cevaplara yanıt verdiği gibi bir de bir adım önden gidiyor Hercule Poirot ve şovuna muhteşem bir nokta koyuyor.

 

Hercule Poirot kimdir?

Hercule Poirot aslında yalnızca aşırı takıntılı bir insandır, The Big Bang Theory’nin Sheldon Cooper’ı diyebiliriz tanımayanlar için. Belçikalı dedektif öyle takıntılı öyle takıntılıdır ki hiçbir detay kaçmaz gözünden. Ancak dedektif olmak için takıntılı olmak yetmez elbette, o aynı zamanda bir bulmaca üstadıdır, 15000 parçalık puzzle’ı tek başına bir araya getirecek kadar dikkatli, parçaları bir araya getirmekte o denli usta bir adamdır.

 

Cinayete gelelim

Evet, lafı uzatmayıp filme dönelim efenim. Şimdi şöyle, Bizim Hercule Kudüs’teki bu İmam – Haham – Rahip olayını çözdükten sonra memlekete doğru yola çıkıyor, İstanbul üzerinden yoluna devam edecekken son dakikada bir iş geliyor ve yakın arkadaşı Bouc’un Doğu Ekspresi trenine binerek yola çıkıyor. Ancak Hercule Poirot bu, başı beladan kurtulur mu?! Rahat geçmesini umduğu yolculuk, bir anda hayatının en zorlu davalarından birine dönüşüyor…

 

Ay ne oluyor acaba, merak ettim…

Ne oluyor ne bitiyor anlatmayacağım elbette, çünkü polisiye bu, ne olduğunu söylersem ne tadı kalır ki! Ama filmin en kötü karakteri – ki bize öleceğinin sinyalleri açık ve net bir şekilde veriliyor o yüzden sürpriz bozan (spoiler) sayılmaz – gizemli bir şekilde tahtalıköyü boyluyor. Zaten hikaye de burada başlıyor. Çünkü herkesin söyledikleri o kadar mantıklı, ipuçları o kadar bariz ki suçlun ortada olmamasına şaşırıyor insan…

 

Oooo kimler kimler varmış

Filmde kimler yok ki! Kenneth Branagh yönetmen koltuğunda oturuyor, o da yetmezmiş gibi bir de filmin başrolü olan Hercule Poirot’a hayat veriyor. Onun dışında yer alan diğer isimlerse Daisy Ridley, Leslie Odom Jr., Tom Bateman, Manuel Garcia – Rulfo, Penelope Cruz, Josh Gad, Johnny Depp, Derek Jacobi, Sergei Polunin,  Olivia Colman, Willem Dafoe, Judi Dench ve Michelle Pfeiffer. Bu kadroyu bir daha nerede bulursun!

 

Nasıl bir film peki?

Murder on the Orient Express / Doğu Ekspresinde Cinayet filmi imdb’de yazan verilere göre 114 dakikalık bir film olabilir, ancak izlerken insan hiç de öyle hissetmiyor. İlk 15 dakikanın ardından, yani karakter tanıtımı bitip sıra hikayeye geldiğinde öyle bir tempo kazanıyor ki… Soluk almadan, bir saniye olsun sıkılmadan izliyor insan. O 114 dakika kısalıyor, kısalıyor, kısalıyor ve yarım saate kadar geriliyor adeta. O denli sarıyor insanı.

 

Daha fazlası…

Kenneth Branagh’nın hakkını vermek gerekiyor, iyi iş çıkarmış. Usta oyunculardan kurulu bir kadroyu yönetmek ne kadar zor olabilir ki diye düşünmüyor değil insan, sonuçta kadrodaki herkes işinin ehli, filmin asıl yükünü de kendi çekiyor zaten. Ancak iş yalnıza oyuncularla bitmiyor elbette, bu tempoda, şımarmaksızın, naifliğinden ödün vermeksizin bir film yapmak, Sherlock Holmes’un cıvıklığından uzak durmayı başarmak hakikaten zor iş.

 

Sonuç

Murder on the Orient Express / Doğu Ekspresinde Cinayet belki de bu yılın en iyi polisiyesi. Gerek temposu, gerek hikayesi, gerek oyunculuklarıyla sonunu bilenler için bile soluksuz izlenen bir film. Sinema salonlarına hakim olan yerli komedilerden, süper kahraman hikayelerinden ve ağır dramlardan bıkanlar için biçilmiş kaftan. Kaçırmayın derim.


Bu içeriğe tepkiniz?

Kalplere Boğuldum Kalplere Boğuldum
1
Kalplere Boğuldum
Gül Gül Öldüm Gül Gül Öldüm
0
Gül Gül Öldüm
Biraz Düşünceli Biraz Düşünceli
0
Biraz Düşünceli
Şok Oldum Şok Oldum
0
Şok Oldum
Sinirliyim Sinirliyim
0
Sinirliyim
Katılmadım Katılmadım
0
Katılmadım

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapınız.