Yarışma- Soundscapes

  • 30 Ekim 2019 Çarşamba
  • 52 dakika

Yarışma- Soundscapes
1. 
Filmin Adı: Plants Are Like People 
Yönetmen: Charlotte Clermont 
Ülke: Kanada 
Süre: 1’ 35’’ 
Yapım Yılı: 2018 
Sinopsis:  Plants Are Like People arşivlik görüntülerin, performans kayıtlarının ve kriptik cümle parçalarının kesin bir ritim içerisinde saniye içerisinde ekranda belirmesi üzerinden kurgulanıyor. Bitkiler, mutfak eşyaları ve kendi portreleri içerisinde yenilmez görünen kişiler arasında sıradışı bir diyalog kuran eserde yönetmen, müziğiyle çelişkili bir görsel sonuca ulaşabilmek için, gözetleme kamerasını kullanarak eserin şehvetli ve esrarengiz bir 
his yaratmasını sağlıyor. Film, deneysel müzisyen Émilie Payeur ile işbirliği içinde Signal Culture’ın sanatçı ağırlama programı kapsamında üretilmiştir. 
Plants Are Like People is built on a precise rhythm in which archive images, fragments of cryptic phrases and recordings of performances appear on the screen every second. A strange dialogue forms between intimate interventions with plants, utensils and inscrutable self-portraits. The work’s sensual and enigmatic feel is accentuated by the characteristics of the surveillance camera, which gives a contradictory visual finish that complements an unsettling soundtrack. The video was made during a residency at Signal Culture in collaboration with experimental musician Émilie Payeur. 
2. 
Filmin Adı: Int. Landscape 
Yönetmen: Daniel Fawcett & Clara Pais  
Ülke: İngiltere 
Süre: 8’ 35’’ 
Yapım Yılı: 2018 
Sinopsis:  Filmin temeli, kimi ses, müzik 8 mm fragmanların uyandırdığı bir dizi iç manzaradır. 
A series of inner landscapes evoked through sound, voice and fleeting fragments of Super 8 film. 
3. 
Filmin Adı: Exponere 
Yönetmen: Maile Colbert 
Ülke: Portekiz 
Süre: 13’ 19’’ 
Yapım Yılı: 2018 
Sinopsis:  Parçacıktan titreşimlere maruz kalmak sistem içerisinde yaşamanın sonucudur. Örneğin atmosferimizi olası tüm yanlış yollardan yüksek emisyona maruz bırakıyoruz ve yine aynı emisyona maruz kalıyoruz. Expônēre, maruz kalmanın Latincesidir. Bu film, Come Kingdom Come adlı projenin ardından ikinci kısım ve artık gelecekteki kıyamet ile ilgili değil. Exponere, bugünden ... zorunlu ve pasif ... geçmişten bir dilde. Hayatta 
kalmak ile ilgili. Bir şeylere bağlı kalmakla, limbo'da bile. 
Exposure is to live in a system. Exposure to vibrations. Exposure to vibrating particles. We expose our atmosphere to increased emissions, and it thins and thickens in all the wrong ways, exposing us in turn. We peel back systems and expose. It connotes something missing, a lack of protection. It alludes to a burning a radiation, a fire. A structure crumbles. A structure returns. Expōnēre is Latin for exposure. Expōnēre is Part 
2, from the project Come Kingdom Come, which was Part 1 This is no longer about a future apocalyptic. Exponere is the present…imperative, and passive…in a language from the past. It is about survival. It's about hanging on, to something, even in limbo. 
4. 
Filmin Adı: The Pearl of Tailorbird 
Yönetmen: Rei Hayama 
Ülke: Japonya 
Süre: 28’ 51’’ 
Yapım Yılı: 2019 
Sinopsis:  Bir yabancı olarak, ülke dilinde yetkin olmadan, insanların ağzından çıkan sesleri dikkatlice dinlerim, bu seslere hayran kalmaya benzer bir şey tutarım. Ancak, insan diye bir şey yoktur, asla konuşamayacağım diller var, bunlardan biri "kuşların dili". Yine de, insanın hayal gücünün eşiğinden geçen dillerinden çok etkilendim. Bunun imkansız olduğunu biliyorum. Öyleyse hislerim olduğu gibi olsun. Aşina olduğum dille, o ülkenin kuşlarının şarkılarını dinliyorum, duyduğum gibi onları kendim söylemeye karar veriyorum. Hong Kong benim ses tonum olana kadar. Sonra, garip bir şekilde küçük bir sesi duymaya çalışıyorum ve garip bir şekilde küçülüyorum; küçülüyorum. Bu kuşların şarkıları sayesinde, bilinmeyen yollara girdim, dalgalar tarafından sallandım ve sesler bir manzara halini aldı.  
As a foreigner, without proficiency in the language of the land, I listen attentively to the sounds that flow gently out of people's mouths, holding something akin to an admiration for these sounds. However, before considering myself a foreigner, as a human being, there are languages ​that I will never be able to speak, one of them being the "language of birds." Still, I became fascinated of their language that flies over the 
threshold of human imagination. I know that it is impossible. Then let my feelings be as they are. With the language I am familiar with, I listened to the birds ’songs of that land, deciding to sing them myself as I heard it. I down the speed and pitch of the recorded sound of various birdcall of birds that seen in Hong Kong until it becomes my voice tone. Then, myself trying to hear a small voice strangely got smaller and smaller. Lead by the songs of these birds, I have gone into unfamiliar paths, swayed by waves—and the sounds have sewn together landscapes.. 


Yarışma- Soundscapes filminin biletini almak ve evinize en yakın sinema salonundan alarak sinema keyfine varmak için tıklayın...

Seanslar

E-bültenimize abone olun etkinlikleri kaçırmayın!